Menu
TR ENG

Sıkça Sorulan Sorular

Gerçek bal nasıl anlaşılır diye düşünüyor olabilirsiniz. Ya da balın yararlarını öğrenmek…

Hakiki bal nasıl olur veya nerede bulunur, hakiki bal da şekerlenir mi, bal nasıl yapılır, bal nasıl saklanır, balın son kullanma tarihi olur mu, bal bozulur mu, hatta “bal nedir?”.

Bal hakkında merak ettiklerinizi bu bölümde bulabilirsiniz.

  • Bal, arıların çiçeklerden topladığı nektarın, vücutlarından salgılandıkları bir takım enzimlerle işlenmesi sonucu oluşan, dayanıklı, yoğun ve yüksek besin değeri içeren bir gıda maddesidir. 

  • Bal arılarından oluşan bir kolonide bir ana arı, on binlerce işçi arı ve yüzlerce erkek arı bulunur. Bal arısı kolonisi tüm faaliyetlerini, kovan içerisinde, kendi vücudundan salgıladığı balmumu ile oluşturduğu peteklerde yürütür. Tarlacı arı kovana getirdiği balı ilk boş bulduğu peteğe bırakır ve tekrar nektar toplamak için kovan dışına çıkar. Petek gözüne konulan bal, kovan içi hizmeti yapan arılar tarafından alınıp ballıktaki peteklere taşınır. Ballıktaki peteklere konulan yarı olgunlaşmış bal, arılar tarafından suyu uçurulup olgunlaştırılır. Bal konulan petek gözleri, balın suyunun uçurulup olgunlaştırılmasından sonra balmumu salgılayan arılar tarafından kapatılır ve hazır hale gelir. Arılar kursaklarını bir kez doldurmak için, çiçekleri yaklaşık 1500 kez, 1 gr. bal üretmek için ise yaklaşık 180.000 kez ziyaret ederler. Market raflarına 1 kg bal üretmek için arı kolonisi 8 kg bal tüketmek ve dünyanın çevresini 6 kez dolaşacak kadar uçmak durumundadır. Üstelik arılar bunu yaparken doğal yaşamın sürmesine vazgeçilmez bir katkıda bulunurlar. Bitkilerin çoğu arılar sayesinde tozlaşarak üreyebilmektedir.

  • Ülkemizin her bölgesinde bal üretilmektedir. Ancak tek bir çiçeğe ait ballar (monoflora) belli zamanlarda ve belli bölgelerde üretilmektedir. Örneğin, Karadeniz kıyılarında ve yakın bölgelerinde kestane, Ege bölgesinde çam, Trakya bölgesinde ayçiçek, Akdeniz bölgesinde narenciye balları yoğun olarak üretilmektedir. Karışık çiçeklerden elde edilen (poliflora) yayla balları ise ülkemizin başta Orta, Güneydoğu ve Doğu Anadolu olmak üzere, hemen her bölgesinde üretilmektedir.

  • Ballar elde ediliş kaynaklarına göre çiçek balı ve salgı balı olarak, elde ediliş şekillerine göre de petekli bal, süzme bal, petekli süzme bal, pres balı, sızma bal, fitre edilmiş bal olarak sınıflandırılabilirler. Arıların çiçeklerden nektar alarak oluşturdukları ballara çiçek balı denir, dünyada üretilen balın büyük bölümü çiçek balıdır. Ayrıca arılar bitkilerin üzerindeki salgılardan da bal üretirler. Bu ballara salgı balı denir. Ülkemize özgü olan en önemli salgı balı türü Çam balıdır. Ülkemiz çam balı üretiminde dünya birincisidir. Çam balı,  bal ihracatında da önemli yer tutmaktadır.

  • Çam balı, çam ağaçları üzerinde yaşayan çam pamuklu koşnili böceğinin vücudunda sindiremediği şekerli sıvıyı (basura) belirli zamanlarda çam ağaçları üzerine bırakması ve arının basurayı çam ağacı üzerinden alarak kendinden kattığı enzimlerle işlemesi sonucu elde edilir. Çam Balı Türkiye'de sadece Muğla-Marmaris-Aydın-Kuşadası ve yakın yöresi ile Çanakkale ili ve Kaz Dağları’nın belirli bölgelerinde üretilmektedir. Bunun sebebi de çam ağacında basurayı salgılayan çam pamuklu koşnili böceğinin (Marchalina Hellenica) sadece bu yörelerde yaşayabiliyor olmasıdır.

  •  Çam balının en önemli özelliği kıvamı bozulmadan veya kristalleşmeden uzun süre saklanabilmesidir. Rengi çiçek ballarından daha koyudur. Çam ballarının duyusal özellikleri çiçek ballarından farklıdır. Çam balları kendilerine has özel bir kokuya, tada ve renge sahiptir. Çam ballarının glikoz ve früktoz içeriği çiçek ballarına göre daha düşüktür. Daha az tatlıdır ve boğazda yakıcı bir his bırakmaz. Çam balları çiçek ballarından daha fazla miktarda enzim, aminoasit ve mineral madde içerir. Buna karşılık, çiçek ballarının da polen içeriği daha fazladır.

  • Krem bal, balın kontrollü olarak kristalleşmesinin sağlanmasıyla elde edilen sürülebilir özelliğe sahip bir üründür. Kristalleşme işleminin istenilen şekilde homojen ve uygun dokuda gerçekleşmesini ve kristalleşmenin başlamasını sağlanmak için, süzme balın içerisine starter (kristalleşmeyi başlatıcı) olarak önceden krem bal olarak işlenmiş uygun özellikteki bir kristalleşmiş baldan belli miktarda ilave edilir ve hazırlanan karışım uygun sıcaklıkta saklanarak ürün krem bal haline getirilir.

  • Doğal olmayan ballar arıların, şeker şurubuyla beslenmeleri ile elde edilen ballardır. Arı, balı çiçeğin nektarından değil, hemen kovanın önüne konmuş olan şekerden üretir. Bu şekilde üretilen ürünler, doğanın ve çiçeklerin özünü, sağlığını taşımamaktadır ve bal adı altında satışa sunulamaz. 

  • Şeker  şuruplarına aroma ve boya ilavesi ile üretilen ürünlerdir. Bal ile ilgileri yoktur ve bu durumun etiketlerinde mutlaka belirtilmesi gerekir. Bunların yanı sıra bir de doğal ballara çeşitli şeker şurupları, su, nişasta vs. katılarak yapılan hile yöntemleri vardır. Burada amaç ucuz maddeler katarak miktarın artırılmasıdır.

     

    Yukarıdaki tüm uygulamalar balda sahteciliğe girmektedir ve bu tür ürünler bal adı altında satışa sunulamaz. 

  • Doğal ve gerçek bal, arıların çiçeklerin özlerinden yani nektarlarından elde ettiği,  yani doğrudan ve sadece doğadan elde edilen baldır. 

  • Balda hile olup olmadığını balın fiyatından, tadından, kokusundan ya da görüntüsünden anlamak mümkün değildir. Tek yöntem balın yapısının analiz edilmesidir. İleri teknoloji ile donatılmış laboratuvarlarda, deneyimli uzmanlarca yapılacak bal analizi, gerçek balın sahtesinden kuşkuya yer vermeyecek biçimde ayırt edilmesini sağlar. Doğru olan, bu tür analizleri yapabilecek laboratuvar olanaklarına sahip, analiz sonuçları ulaşılabilir olan bal markalarından birini tercih etmek ve tüketmektir.

  • Bal üretiminde, arıların iş gücünü ve nektar kaybını azaltmak için fabrikalarda üretilen temel petekler, birçok arıcıdan toplanan balmumlarının eritilerek harmanlanması ve makinelerde basılması sonucu elde edilmektedir. Dolayısıyla bu harmanlama sırasında bazı arıcıların hastalıklara karşı kullandıkları ilaç kalıntıları ve pestisitler (zirai ilaçlar), diğer arıcıların petekleri ile karışabilmekte ve balmumlarında yüksek seviyede kalıntı olabilmektedir. Bu şekilde kalıntılı balmumlarından üretilen temel peteklerin kullanılmasıyla elde edilen petek balları sağlığa uygun olmamaktadır. Ayrıca temel peteğin yapımı sırasında balmumu içerisine parafin, serezin, reçine ve iç yağı gibi yabancı maddeler katılabilmektedir. Bu şekilde yapılan temel peteklerden üretilen petek balları da yine sağlığa uygun değildir. Dolayısıyla, her petek balın gerçek olduğu inancı bir yanılgıdan ibarettir.

  • Petekli ballar, çiçeklerin nektarı yerine, direkt kovanın önüne konmuş şeker şurubundan üretilebilmektedir. Bu şekilde üretilen ürünler hileli bal olarak nitelendirilmektedir. Bal üretiminde, arıların iş gücünü ve nektar kaybını azaltmak için fabrikalarda üretilen temel petekler, birçok arıcıdan toplanan balmumlarının eritilerek harmanlanması ve makinelerde basılması sonucu elde edilmektedir. Dolayısıyla bu harmanlama sırasında bazı arıcıların hastalıklara karşı kullandıkları ilaç kalıntıları ve pestisitler (zirai ilaçlar), diğer arıcıların petekleri ile karışabilmekte ve balmumlarında yüksek seviyede kalıntı olabilmektedir. Bu şekilde kalıntılı balmumlarından üretilen temel peteklerin kullanılmasıyla elde edilen, petek balları sağlığa uygun olmamaktadır. Ayrıca temel peteğin yapımı sırasında balmumu içerisine parafin, serezin, reçine ve iç yağı gibi yabancı maddeler katılabilmektedir. Bu şekilde yapılan temel peteklerden üretilen petek balları da yine sağlığa uygun değildir.

  • Balla ilgili merak edilen önemli bir konu, süzme olarak satılan balların bir süre sonra kristalleşmesinin bir sorun olup olmadığıdır. Bu durum bazen bala şeker şurubu katılmış olduğu şeklinde yorumlanır. Ancak bu inanış gerçeğin tam aksidir. Zira şeker şurubu ilave edilmiş ballar çok uzun süre kristalleşmeden kalabilir, saf ve doğal ballar ise, balın elde edildiği çiçeklerin türüne göre değişmekle birlikte, özellikle kış aylarında ve soğukta saklandığında, birkaç ay gibi kısa bir sürede kristalleşebilmektedir. Bu kesinlikle doğal bir olaydır. Balın tüketilmemesini gerektiren bir sorun, bir bozulma belirtisi değildir. Bal kristalleşmiş haliyle de tüketilebileceği gibi, benmari usulü bir ısıtma işlemiyle (sıcak su dolu bir kabın içerinde balın ısıtılması) kristaller çözdürülüp bu şekilde de tüketilebilir. Balda kristalleşme hiçbir şekilde balda hile göstergesi de değildir. Kristalleşmiş balın tüketilmesinde, sağlık açısından hiçbir sakınca yoktur. Kristalleşmenin başlıca sebepleri; balın oluşmasında yararlanılan çiçeklerin türü, balın içerdiği hava kabarcıkları, polen ve diğer partiküllerin miktarı, balın depolandığı yerin nem ve sıcaklığı ile ambalaj kaplarının çeşitidir. Balın kristalleşmesi glikoz oranı bakımından doymuş hale gelmesiyle, glikoz moleküllerinin kristal duruma geçmesi olarak tanımlanır. Kristalleşme için en uygun sıcaklık 14°C civarıdır. 10 °C'nin altında ve 26,5°C'nin üzerinde kristalleşme yavaşlar. Avrupa, Amerika ve Kanada'da balın kontrollü şartlarda kristalleştirilerek "Krem bal" olarak tüketimi çok yaygındır. ürünü sıvı bala tercih etmektedir.

  • Fermantasyon, nem içeriği yüksek ballarda bulunabilen mayaların yine baldaki karbonhidratları enerji kaynağı olarak kullanarak çoğalmaları sonucu meydana gelen bir durumdur. Fermantasyon esnasında balın aroma ve lezzetini bozan pek çok madde de oluşur. Uygun koşullarda üretilen ballarda fermantasyon görülmez. 

  • Bal 1 yaşından küçük çocuklar için tavsiye edilmemektedir. Nedeni Clostridium Botulinum bakterisinin balda gelişememesine rağmen, spor formunun balda bulunma ihtimali ve bu bakterinin bebeklerde Bebek Botulizmi denilen bir hastalığa neden olmasıdır. Bu sporlar çevremizdeki havada, toprakta, tozda ve ham tarımsal ürünlerde de bulunmaktadır. Birçok gıdada olduğu gibi balda da bulunabilen bu sporlar erişkinler ve 1 yaşından büyük çocuklardaki gelişmiş bağışıklık ve sindirim sisteminden dolayı problem teşkil etmezken, 1 yaşından küçük bebeklerde bağırsak mikro florasının yeterince gelişmemiş olmasından dolayı botulizme neden olabilmektedir.

  • Bal, mutfakta, özellikle tatlılarda, şekerin yerine daha doğal, ayrıca vitamin, mineral açısından da daha zengin bir ikame olarak kullanılır. İkame ederken bütün şeker çıkarılmaz, yarı yarıya bal ile değiştirilir. Ayrıca, bal barbekü soslarında yoğun olarak kullanılır. Buradaki amaç çeşitli etlerin kızartılması sırasında tadını ete geçirerek güzel bir aroma sağlamasıdır. Salata soslarında sos içeriğindeki maddelerin acılığını bastırması ve kendine has aromasını vermesi için kullanılır. Her türlü zeytinyağlı yemeğe ve fırın etlerine tat vermesi için 1 kaşık kadar katılabilir. Ayrıca meyve suyu, çay, süt gibi sık tükettiğimiz içecekleri tatlandırmak amacı ile şeker yerine kullanılabilir. Fırınlanmış ürünlerde bal, daha süngerimsi yumuşak bir yapı sağlarken, ürünün kurumasını geciktirir ve raf ömrünü uzatır.

  • Arılar da diğer hayvanlar gibi zaman zaman hastalanmaktadır ve bu hastalıklara karşı bilinçsiz kullanılan ilaçlar ve yine arı zararlılarına karşı kullanılan pestisitler, arı ürünlerinde bunların kalıntılarına sebep olabilmektedir. Sakıncalı miktardaki bu tür kalıntılar gelişmiş laboratuvar analizleri ile saptanmakta ve bu kalıntıları içeren ballar, firmamızca,  tüketiciye ulaştırılmamaktadır.

  • Ülkemiz, bitki örtüsü ve flora bakımından dünyanın sayılı doğal kaynaklarına sahiptir. Dolayısıyla ülkemizin hemen her yerinde arıcılık yapılabilmekte ve farklı bitkilerden, birbirinden çok farklı tat, koku, akışkanlık ve renge sahip ballar elde edilmektedir. Sunduğumuz ballar, Türkiye’nin yedi bölgesinden, farklı yörelerinden gelmektedir. Her yörenin bitki örtüsü, iklim şartları hatta arı türleri bile farklıdır ve yıldan yıla da değişkenlik gösterebilmektedir. Yaşanan olumsuz doğa olayları (kuraklık, aşırı soğuk, orman yangını, aşırı yağmur vb.) balın oluşumunu ve dolayısıyla özelliklerini de etkilemektedir. Arıların bal yapabilmesi için gerekli doğa şartları oluşmadığında, bazı seneler bazı bölgelerden hiç bal elde edilememektedir. Ürünlerimiz, farklı yörelerden gelen balların harmanlanması yöntemiyle hazırlanmaktadır. Harmanlama esnasında, tüketicimizin alıştığı duyusal özellikler de dikkate alınmaktadır ancak ürünün doğallığı ve değişkenliği göz önüne alındığında, aynı lezzet, tat, koku ve akışkanlığı yakalamak her zaman mümkün olmamaktadır. Özellikle belli bölgelerden bal elde edilemediği senelerde, ürünlerimizde farklılıklar olabilmektedir. Her zaman standart bir ürünün elde edilememesi tüm doğal ürünlerde karşılaşılan bir durumdur.

  • Balın kalitesi, üretildiği yöre, iklim ve yüksek yayla gibi farklı ortamların değişkenliğiyle ilişkili değildir. Bu faktörler balın tadını etkiler. Balın kalitesi, balın doğal ve saf olarak üretilmesi ve hiç bir şekilde katkı ve kalıntı içermemesi ile ilgilidir.

  • Tüm ballar besin değeri açısından (karbonhidrat, protein, vitamin, mineral vd.) birbirine yakın değerler taşır. Bu nedenle balda kalite daha çok balın hilesiz ve kalıntısız olmasıyla ilgilidir. Hilesiz ve kalıntı içermeyen ballar kaliteli ballar olarak nitelendirilir. Çiçek balı veya çam balı daha kalitelidir şeklindeki bir yaklaşım yanlıştır. Balın tamamen doğal ve kaliteli olduğu tadından, görüntüsünden ya da kokusundan anlaşılmaz. Balın yapısının incelenmesi yani balın analiz edilmesi gerekir. En iyi sonuç, tüm bal analizlerinin yapılıp, analiz değerlerinin konusunda uzman ve deneyimli kişiler tarafından yorumlanmasıyla elde edilir. Kalite kontrol sistemi ve bal konusunda uzmanlığı olan ve hijyenik şartlarda paketleme yapan markaları  tercih etmek bir çözüm olacaktır.

  • Şeker hastalığının farklı türleri olduğundan bu konuda uzman doktora danışılması en doğru yöntemdir.

  • Balın içerisindeki şekerlerin büyük kısmı, vücudumuzda parçalanmaya ihtiyaç olmadan direkt kullanılabilecek glikoz ve fruktozdan ibarettir. Oysa günlük hayatımızda çay, kahve gibi içeceklerle ve tatlılarla çok fazla beyaz sofra şekeri yani sakaroz (glikoz+fruktoz) tüketiriz. Sakarozun vücutta sindirilebilmesi için enzimlerle glikoz ve fruktoza indirgenmesi gerekmektedir. Bu işlem özellikle sakarozun aşırı tüketiminde vücudumuzda zararlı etkileri olan, böbrek ve karaciğeri yoran bir işlemdir. Uzun vadede kalp damar hastalıkları ve aşırı kilo alımı gibi problemlere neden olabilir. Balın ise kolay sindirilebilmesinden ve yapısında şekerlerden başka pek çok doğal faydalı madde bulunmasından ötürü böyle olumsuz etkileri yoktur. Bu anlamda günlük yaşamda çay vb. içeceklerle bal kullanarak sakaroz tüketimini azaltılabilir. Birçok uzman çay, süt gibi sıcak içecekler ile bal tüketimini önermektedir. Bal, uzun sure (2-3 saat) yüksek ısıya (>80 °C) maruz kaldığında yapısında önemli değişim başlar. Sıcak içeceklere bal ilave edildikten sonra kısa sürede tüketildiği veya bekleme nedeniyle giderek soğuduğu için balın yapısında herhangi bir değişim meydana gelmemektedir. Aksine, örneğin çaya katılan bal fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivite üzerine olumlu etkisi nedeniyle uzmanlarca önerilmektedir. Daha detaylı bilgi için basında da yer alan örnek uzman görüşleri değerlendirilebilir. http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=16783564

  • Bal, vitamin, mineral, aminoasit ve enzimler gibi pek çok yaşamsal unsuru içermektedir. Temel karbonhidratların kaynağıdır. Bir yemek kaşığı bal, 64 kcal enerji sağlayarak kaslar için yakıt görevi yapmaktadır. Amerika'daki Memphis Üniversitesinin egzersiz ve Spor Beslenme laboratuvarı egzersiz öncesi, sindirim için balın en efektif karbonhidrat olduğunu saptamıştır. Kan şekerine diğer karbonhidrat kaynaklarına nazaran daha ılımlı etkisi olduğu gözlenmiştir. Bal, niasin, riboflavin ve pantothenik asit gibi vitaminler; kalsiyum, bakır, demir, magnezyum, manganez, fosfor, potasyum ve çinko gibi mineraller içermektedir. Bal diğer besinlerin vücutta daha kolay sindirilip, daha iyi emilmelerini ve onlardan yararlanma düzeyini de yükseltir. Balda yağ bulunmadığından, az ya da hiç yağ içermeyen diyetlerde kullanımı son derece uygundur.

  • Markalı ve süzme ballar tercih edilmeli, marka sorgulanmalıdır. Satın alınan balın markasının yıllar içerisinde kanıtlanmış, güvenilir bir marka olmasına, üründe, parti numarası, dolum tarihi, tavsiye edilen tüketim tarihi, Tarım Bakanlığı tarafından verilmiş olan işletme kayıt numarası, firma adı, adresi, telefonu gibi ürün ve firma kimliğini açıkça belli eden ibarelerin bulunmasına ve kapakta garanti bandı olmasına dikkat edilmelidir. Yanı sıra, markayı üreten firmanın kalite kontrol sisteminin ve bal konusunda uzman, deneyimli kadroya sahip olup olmadığı, hijyen şartlarda dolum yapıp yapmadığı da sorgulanmalıdır.

  • Bir tatlı kaşığı balın (yaklaşık 8.5 gram) kalorisi yaklaşık 24 kcal’dir.

  •  Satış noktaları raf fiyatlarını belirlerken alış fiyatlarının yanı sıra kendi stok durumlarını, satış hızlarını, maliyet ve finansman yapılarını ve kâr beklentilerini de dikkate alan fiyatlandırma politikası izlemektedirler. Satış noktalarına sadece ürünlerin tavsiye edilen satış fiyatları açıklanmakta, Rekabet Kurulu kararı gereği fiyatlandırma politikalarına bir müdahale olamamaktadır. Marketler arasında bulunan farklı etiket rakamları, satış noktalarının kendilerinin belirlediği raf fiyatlarıdır.

  •  Balın ana besin öğelerini ağırlıklı olarak fruktoz ve glikoz şekerleri olmak üzere karbonhidratlar oluşturmaktadır. Bu şekerler, vücudumuzda parçalanmaya ihtiyaç olmadan direkt kullanılabilecek şekerler olup, balın doğal yapısında mevcut olan şekerlerdir.

  • Arı ürünleri alerjisi olan, astım ya da yüksek alerji riski taşıyanların arı ürünü tüketmemesi önerilmektedir. Hamilelerde, emziren annelerde ve 2 yaş altı çocuklarda güvenlik verisi bulunmaması nedeniyle doktora danışılarak kullanılması önerilmektedir.

  • Arı ürünleri, hassas bireylerde alerjiye neden olabilir. Arı ürünlerine bilinen alerjisi olan, astım ya da yüksek alerji riski taşıyanların arı ürünü tüketmemesi önerilmektedir. Arı ürünleri kullanımında miktar önemli olduğu için, özellikle 3 yaş altındaki çocuklarda, doktor tavsiyesi olmadan arı ürünlerinin kullanılması önerilmemektedir.

  • Hamilelerde, emziren annelerde ve 3 yaş altı çocuklarda güvenlik verisi bulunmaması nedeniyle doktora danışılarak kullanılması önerilmektedir.

  • Balparmak Apitera ürünleri arı sütü, polen, propolisin yanı sıra bal içermektedir. Şeker hastalığının farklı türleri olduğundan doktora danışılarak ürünlerin tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

  • İstanbul Üniversitesi, Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü (DETAE), Moleküler Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Öztürk yönetiminde, bir yıl süren çalışmalarda propolis ile balın meme kanseri hücreleri üzerindeki etkisi araştırıldı. Araştırma sonucunda propolisin meme kanseri hücrelerini intihara sürüklediği, normal meme dokusu hücreleri üzerinde zararlı etki göstermediği kanıtlandı.

    Öte yandan kanser hastalığının farklı türleri olduğundan bu ürünlerin, doktora danışılarak tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

  • Arı ürünlerinin metal kaşıkla tüketilmemesi gerektiğine dair bir bilimsel çalışma mevcut değildir. Balparmak Apitera ürünleri metal kaşık veya tahta kaşıkla tüketilebilir.

  • Balparmak Apitera ürünlerinin besin öğelerinden maksimum faydalanılması açısından tercihen sabahları kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına tüketilmesi önerilmektedir. Ürünlerin etkilerini görebilmek için 4-6 hafta arası düzenli olarak tüketilmesi önerilmektedir. 

  • Balparmak Apitera ürünlerinin tavsiye edilen günlük kullanım miktarları ölçüsünde, sıcak olmamak kaydıyla, suyla veya sütle karıştırılarak kısa sürede tüketilmesinin bir sakıncası bulunmamaktadır.

  • İçinde arı sütü bulunan Balparmak Apitera ürünleri besin değerlerini tam olarak korumaları için özel soğutucu dolaplarda tüketicilere sunulmaktadır. Ürünlerin besin öğelerinden maksimum fayda sağlanması açısından, ısı ve ışığa maruz bırakılmadan buzdolabında saklanması ve ambalajı açıldıktan sonra da 6 ay içerisinde tüketilmesi gerekmektedir. Ürünün raf ömrü ise buzdolabında (4 - 8°C’de) 24 aydır.

  • Balparmak Apitera ürünleri içerisinde karbonhidrat, protein gibi besin öğeleri bulunması nedeniyle besleyicidir. Her bir ürünün üzerinde önerilen günlük kullanım miktarı belirtilmektedir. Bu miktar 15-18 gr arasında değişmekte ve kilo alımına neden olmamaktadır.