GELECEKTE GIDA KRİZİ YAŞAMAMAK İÇİN ARILARI KORUYUN!

GELECEKTE GIDA KRİZİ YAŞAMAMAK İÇİN ARILARI KORUYUN!

Doğanın görkemi, insanoğlunu kaynakların sonsuz olduğuna kolayca inandırabiliyor. Fakat gerçek ne yazık ki böyle değil! Üstelik bunu fark etmek için yarın çok geç olabilir. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için siz de bugünden harekete geçin!

Dünyanın dört bir yanında nüfus rakamları hızla yükselirken, gıda ürünlerine duyulan ihtiyaç da aynı oranda artmaya devam ediyor. Fakat ne yazık ki belli başlı sebepler dolayısıyla gıda üretimi ve temini konusunda arz-talep dengeleri giderek daha da bozuluyor: Artan talebe karşılık arz, ciddi düzeyde düşüş gösteriyor. Bu durum ise dünyayı felaket senaryolarının belki de en kötüsü olan gıda krizine doğru sürüklüyor! Tehlikenin boyutunu daha net bir şekilde ortaya koymak adına öncelikle, “Gıda krizi nedir?” sorusunu yanıtlamak gerekiyor. Gıda krizi sürecine girilmesi halinde ilk aşamada insanoğlunun dengeli ve yeterli beslenmesi için gerekli kabuklu yemişler ve pek çok sebze türünün yok olacağı düşünülüyor. Bunu takip eden evrelerde, kök sebzeler ve tahıllar gibi temel mahsullerin de azalması kaçınılmaz görünüyor. Yetersiz beslenmeyle başlayıp açlık ile sonuçlanacak olan bu kriz dönemini engellemek için ise, tozlayıcı canlılar olan arı türlerinin korunması büyük önem taşıyor!

1. İNSANLAR VE YAŞAM DÖNGÜSÜ İÇİN ARILARIN ÖNEMİ

İNSANLAR VE YAŞAM DÖNGÜSÜ İÇİN ARILARIN ÖNEMİ

Doğadaki tüm canlılar, görünmez zincirlerle birbirine bağlı şekilde yaşamlarını devam ettiriyor. Bu sebeple de herhangi bir türün azalması ya da artması, bütün canlıların yaşamında önemli değişimlere yol açıyor. Ve elbette ki doğanın parçalarından biri olan insanların da! Arıların önemi de aslında bu dengeyle ilişkili olarak açığa çıkıyor. Günlük öğünlerde sıkça tüketilen pek çok bitki, tozlaşma sayesinde üreyebiliyor. Biyoçeşitliliği sağlayan bu olayın gerçekleşmesinde ise arılar, kelebekler, yarasalar ve bazı böcek türleri görev alıyor. Yani, “Arılar ne yapar?” sorusunun yanıtı esasen bilinenden çok daha fazla: Arılar, ekosistemin devamlılığını sağlamada başrol oynuyor! Bu durum arıların varoluş sebeplerinden birini oluşturuyor. Bu sebeple de arıların azalması ya da yok olması, insan yaşamı için de çok büyük bir tehdit barındırıyor.

2. ÜRETİMDE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN ÖNEMİ

ÜRETİMDE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN ÖNEMİ

Biyolojik çeşitliliğin azalmasının ne gibi vahim sonuçlar doğuracağı konusunda, tarih boyunca belirli dönemlerde meydana gelmiş olan felaketler aslında birer ön gösterim niteliği taşıyor. Fakat giderek daha da kötü bir resim oluşması, olası riskleri her fırsatta hatırlatmayı şart koşuyor. Çünkü ekosistemdeki dalgalanmaların etkisi, yalnızca doğadaki olumsuzluklarla sınırlı kalmıyor! Biyoçeşitlilikteki azalma sağlık, ekonomi, siyaset vb. birçok konuda da problemlere zemin hazırlıyor. Nasıl mı?

Örneğin, tozlayıcıların azalması durumunda;

  • Ekili ve yabani mahsullerin 3/4’ünün tehlikeye girmesi,

  • Besin çeşitliliğinin azalması,

  • Hastalıkların artması,

  • İlaç üretiminin sekteye uğraması,

  • Çiftçilerin geçim kaynaklarının tükenmesi,

  • Ülke bazında ve küresel çapta ekonomik krizlerin baş göstermesi,

  • Kaynak yetersizliği, kıtlık ve açlık sonucunda siyasi krizler ve hatta savaşların meydana gelmesi gibi daha pek çok problem, bilim çevreleri tarafından güçlü ihtimaller olarak görülüyor.

 

3. ARILARI NASIL KORURSUNUZ?

ARILARI NASIL KORURSUNUZ

İnsan aklı, sınırsız kabiliyeti ile dünyayı ve yaşamı şekillendiriyor olsa da doğa kanunları her zaman bu akla üstün geliyor. Doğa koşullarıyla uyumlu olmayan tüm fikir ve adımlar, ne kadar zekice olursa olsun nihayetinde insanoğluna ve ekosisteme zarar olarak geri dönüyor. Gerek bugünü gerekse de geleceği korumak için ise insan ile doğanın birlikteliğinden doğan güce güvenmek gerekiyor. Üstelik bu, arı koruma adımlarının da ilk kuralı! Dünyada yaşamın devamlılığını sağlamak için hiç yorulmadan çalışan bu küçük canlıların yaşamını korumak, insanlığın baş sorumlulukları arasında yer alıyor. Bunun için ise özellikle tarımda doğaya uyumlu uygulamaları benimsemek en güçlü adımlardan biri oluyor!  

3.1. SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM

Gıda krizinin önüne geçmek, gelecek nesillere uygun yaşam alanları miras bırakabilmek ve tüm ekosistem ile birlikte arıları da korumak için sürdürülebilir tarım yöntemlerinin tercih edilmesi gerekiyor. “Doğaya uyumlu tarım” anlamına gelen bu yöntemler erozyonu önlemek, topraktan maksimum verim almak, doğal kaynakları tasarruflu kullanmak ve tarım aracılığıyla ekosisteme katkı sağlamak gibi amaçlar çevresinde şekilleniyor. Üstelik bu sayede boş kalmayan topraklar, arıların beslenmesine de katkıda bulunuyor.

3.2. TEMİZ DOĞA VE SU KAYNAKLARI

Arılar; kovanlarındaki sıcaklığı ve nem oranını belirli bir düzeyde muhafaza edebilmek, larvalarını besleyebilmek ve bal üretebilmek için suya ihtiyaç duyuyor. Fakat temiz olmayan sular, arı kolonilerinin yaşamını tehdit ediyor. Bu sebeple hem arıları hem de doğayı korumak için doğal su kaynaklarının temiz tutulmasına özen göstermek büyük önem taşıyor.

3.3. DİKKATLİ KİMYASAL KULLANIMI

Tarımda kullanılan kimyasallar, insanlar da dahil olmak üzere tüm canlılara zarar veriyor. En başta da arılara! Çiçeklerden nektar ve polen toplayan arılar, bu kimyasallara maruz kaldığında kısa sürede hayatını kaybediyor. Ya da temas ettiği maddeyi kovana taşıyarak koloni ölümlerine sebep oluyor. Bunu önlemek için kimyasal ilaçların tarımda, özellikle de arı kovanlarının yakınındaki tarım alanlarında mümkün olduğunca kullanılmaması gerekiyor. Ya da arılara/çevreye daha zararlı olan toz yerine sıvı formülasyonların seçilmesi ve arıların aktif olmadığı akşam saatlerinde ilaçlama yapılması önem arz ediyor.


4. POTANSİYEL GIDA KRİZİ SEBEPLERİ VE ETKİLERİ

POTANSİYEL GIDA KRİZİ SEBEPLERİ VE ETKİLERİ

Bilim çevrelerinde sıkça gündeme getirilen olası küresel gıda krizinin birden çok faktörün zincirleme etkisine bağlı olacağı düşünülüyor. Artan nüfus, çevre kirliliği, küresel ısınma, yanlış tarım uygulamaları, genetiğiyle oynanan türler vb. pek çok sebep insanlığı bu felakete her geçen gün bir adım daha yaklaştırıyor. Üstelik ekosistemin alarm veriyor olmasından dolayı telaşla çözüm arayan insanoğlu, doğayla uyuşmayan uygulamalarla bu süreci biraz daha hızlandırıyor. Oysaki yapılması gereken, doğanın ahengini izlemek ve bu ahengi bozmadan onun bir parçası olmayı başarabilmek!

Bu konuda, arıların faydaları ve tozlaşmanın önemini de asla unutmamak gerekiyor. Gıda krizini engellemenin yolu biyolojik çeşitlilikten, biyolojik çeşitliliğin yolu ise büyük oranda tozlaşmadan geçiyor. Pencere kenarına konulan bir ballı bitki ya da bahçedeki ufak bir temiz su kabı dahi, gelecek için atılmış kocaman bir adıma dönüşebiliyor!

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.