ARILARIN VARLIĞINI TEHDİT EDEN FAKTÖRLER NELERDİR?

Arıların Yok Olması

Dünyadaki her canlı, ekosistemin devamlılığında kuşkusuz az ya da çok bir role sahip. Fakat arıların rolü çoğumuzun sandığından çok daha fazla! Ve günümüzde ne yazık ki pek çok arı türü, çeşitli sebeplerle soylarının tükenme tehlikesiyle karşı karşıya…

Bugün dünya üzerinde sosyal, yarı sosyal ve tekil olarak yaşam süren 20 binin üzerinde arı türü bulunuyor. Ancak küresel ısınma ve iklim değişikliğine karşı acil önlemler alınmadığı müddetçe, bu sayının dramatik bir şekilde azalacağı tahmin ediliyor. Tam da bu noktada, “Arılar yeryüzünden yok olursa insanoğlu da yok olur.” sözünün anlamını daha da derinden kavramamız gerek. Aksi takdirde, kendi sonumuzu adım adım kendimizin hazırladığını söylemek hiç de mübalağa sayılmaz! Peki, insanoğlu -doğrudan veya dolaylı yoldan- arılar için ne gibi tehditlere yol açıyor olabilir? Gelin, bu kritik sorunun yanıtlarını birlikte inceleyelim!

1. DÜNYA VE İNSANLAR İÇİN ARILARIN ÖNEMİ NEDİR?

Arıların Önemi Nedir?

Bilim insanlarına göre arıların en temel varoluş nedenini, bitkilerin (çiçeklerin) tozlaşma ihtiyaçlarının karşılanması oluşturuyor. Tozlaşma, çiçeğin erkek organlarında üretilen polen taneciklerinin, dişicik tepesine transferi şeklinde gerçekleşiyor. Bunun sonucunda da üremenin temeli olan döllenme meydana geliyor. Çiçek tozlaşmadığı takdirde döllenme ve dolayısıyla tohum ile meyve oluşumu da sağlanamayacağı için bitkilerin neslini sürdürme olanağı kalmıyor.

Kendi kendine tozlaşan bazı türler dışında bitkilerin büyük çoğunluğu, tozlaşmak için başta böcekler olmak üzere kuş, sincap, maymun ve kemirgenler gibi hayvan türlerine, ayriyeten rüzgâr ve su gibi etkenlere ihtiyaç duyuyor. Tüm tozlayıcılar içinde en önemli rolü de böcek sınıfında yer alan arılar üstleniyor. Arı türleri içerisinde ise bal arıları, bu konuda açık ara en büyük paya sahip… Bu da arı ve ekoloji arasında ne denli sıkı bir ilişki olduğunu açıkça gözler önüne seriyor.

2. ARILAR OLMASA NE OLUR?

Arılar Olmasa Ne Olur?

Bilinene göre; dünya gıda tüketiminin yüzde 90’ını oluşturan yaklaşık 100 bitki türünün 70’i, bal arıları sayesinde tozlaşıyor. Ayrıca veriler, dünyadaki çiçekli bitkilerin yüzde 75’inin nesillerini sürdürebilmeleri için tozlayıcılara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Bu da demek oluyor ki bugün tüketebileceğimiz meyve-sebze ve diğer pek çok besin için böceklere, özellikle de bal arıları gibi tozlayıcılara teşekkür etmeli ve onlara minnet duymalıyız. İşte, yukarıdaki sorunun yanıtı da burada kendiliğinden ortaya çıkıyor: Arılar olmazsa dünya nüfusu için yeterli besin üretilemez, besin olmazsa da canlı yaşamını sürdürmek mümkün olmaz!

2.1. İNSANLIK İÇİN ARILARIN ÖNEMİ, SADECE BUNLARLA SINIRLI DEĞİL!

Arı nüfusunun gitgide azaldığı Çin gibi ülkelerde, tozlaşmanın artık elle yapılmaya başladığını daha önce duymuş muydunuz? Arıların karşılık beklemeden yaptığı tozlaşmanın insan tarafından ücretli olarak yapılmaya başlanması, gıda fiyatlarının ne yazık ki daha da artabileceğine işaret ediyor. Nitekim sofralarımıza gelen meyve, sebze, yağ ve kuruyemiş gibi gıdaların üçte biri, arılarca sağlanan tozlaşma sonucu üretiliyor. Hatta bu oran Avrupa’da çok daha fazla!

Avrupa kıtasında gerek gıda amaçlı tarımı yapılan gerekse de yabani olarak yetişen bitkilerin beşte dördü, arı tozlaşmasına ihtiyaç duyuyor. Bu açıdan bakıldığında başta arılar olmak üzere tozlayıcılar, gıda güvenliği ve biyoçeşitliliğin temel taşını oluşturuyor. Bunun beraberinde arılar, sadece gıda üretimine değil; insan yaşamı için önemli diğer alanlara da ciddi katkılar sağlıyor. Örneğin; dokumacılık, ilaç, biyoyakıt ve yapı malzemeleri üretiminde kullanılan pamuk-keten gibi bitkilerin verimliliğinde de arıların hayli büyük bir etkisi bulunuyor.

2.2. ARI TÜRLERİ GÜNÜMÜZDE BÜYÜK TEHDİT ALTINDA

Arı Türlerindeki Kayıplar

Genel olarak tüm arı türlerinin -ama özellikle de bal arısı ve yaban arısı türlerinin- giderek azalması, bilim insanlarını ciddi anlamda kaygılandırıyor. Bu kaygının temelinde ise arı ve doğa, zincirleme olarak da arılar ve insanlık ilişkisinin hayati önemi yer alıyor.

3. ARILARIN VARLIĞINI TEHDİT EDEN FAKTÖRLER NELERDİR?

Arılar Ölürse Ne Olur?

Küresel ölçekte arı kayıplarının kesin ve tek bir nedeni bulunmuyor. Bu konuda bilinen ve bilinmeyen pek çok faktörün olduğu; tüm bu faktörlerin ise zincirleme olarak mevcut soruna yol açtığı düşünülüyor. Örneğin; ilk ABD’de görülen ve 2006 yılından bu yana farklı coğrafyalarda da (Çin, Japonya, Avrupa, Mısır ve Orta Doğu) rapor edilen Koloni Çöküş Sendromu (KÇS)’nun, çok fazla koloni kaybına sebep olduğu bir gerçek. Bu koloni kayıplarında pek çok faktörün kümülatif etkisinin olduğu sanılıyor. Greenpeace ve diğer bazı kaynaklara göre; söz konusu faktörlerden bazıları şunlar:

3.1. YOĞUN PESTİSİT KULLANIMI 

Başta Neonicotinoid’ler olmak üzere tarımsal üretimde kullanılan böcek öldürücüler ve kimyasallar, arıların yok olmasında ya da azalmasında en etkili faktörlerden biri. Bu tür kimyasallar, ürünlerde bıraktıkları kalıntılar nedeniyle insan sağlığı için de tehdit oluşturuyor. Arılar için çok zehirli olan bazı böcek öldürücülerin kullanımı yasaklansa da dünya genelinde, bahsi geçen kimyasalların yoğun kullanımı hala devam ediyor.

3.2. KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ

Küresel iklim değişikliği ve habitat yıkımı, doğrudan ya da dolaylı olarak tüm canlılarda olduğu gibi arı türlerini de etkiliyor. Şöyle ki dünya sıcaklığının, her 10 yılda bir 1,5 derece dolayında arttığı biliniyor. Bu durum ekosistemi doğrudan etkilemekte olup, arıların besin kaynağı olan ballı ve polenli bitki çeşitliliğini de doğal olarak azaltıyor. Veyahut bu türlerin yok olmasına neden oluyor.

3.3. HABİTAT KAYBI

  • Böceklerin doğal yaşam alanları olan bölgelerin insan yerleşimine açılması,

  • Arazi kullanımının değişmesi,

  • Yoğun monokültür tarımsal faaliyetler,

  • Orman yangınları,

  • Küresel ısınmaya bağlı doğal bitki örtüsünün yok oluşu gibi nedenler, arıların besin kaynaklarının yok olmasına ve yaşam alanlarının daralmasına sebep oluyor.

3.4. HASTALIK VE ZARARLILAR

Arı hastalık ve zararlılarının dünya genelinde hızlı yayılışı, arıları tehdit eden unsurların bir diğer önemli kolunu oluşturuyor. Başta varroa olmak üzere değişik parazit ve zararlılar; buna ek olarak koloni çöküş sendromu, İsrail virüsü ve bilinmeyen diğer virüsler, koloni kayıplarının en önemli nedenleri arasında yer alıyor.

4. ARILARIN GELECEĞİ İÇİN NE YAPMALIYIZ?

Arıların Geleceği İçin Ne Yapılmalıdır?

Bir üst başlıkta sıraladığımız faktörlerin her biri, arıların yok oluşlarında veya popülasyonlarının azalmasında tek başına bile etkili olabiliyor. Bunların tümünün veya birkaçının bir arada bulunması da haliyle, çok daha yıkıcı sonuçları beraberinde getiriyor. Peki, arıların yok oluşlarını önlemek ve arıları korumak için sizce bireysel olarak neler yapılabilir? Elbette, herkesin yapabileceği bir şeyler mutlaka var!

  • Çevreye ve ekosisteme karşı duyarlı olmak, sosyal çevreden başlayarak doğa ve arı bilincini geliştirmek.

  • Tarımsal üretimde ve evlerde zirai ilaç kullanımını daha az ve bilinçli bir şekilde yapmak.

  • Ekolojik tarım ürünlerini tüketerek ekolojik üretime destek vermek.

  • Park, bahçe ve balkonlarda nektar ve polen veren arı dostu bitkiler yetiştirmek.

  • Sürdürülebilir gıda üretiminde arılara muhtaç olduğumuzu ve arıların insan dostu olduğunu bilmek.

  • Çevreyi ve dolayısıyla arıları koruyan politikaları desteklemek, bu tür politikaların oluşmasına katkıda bulunmak.

Unutmayalım, arılar varsa yarınlar var!

 

Dr. Ali İhsan Öztürk,

Ziraat Yüksek Mühendisi, Arıcılık Uzmanı

Balparmak Arıcılık Akademisi Eğitim Danışmanı


T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.